Header Ads

"Ahmet Kaya'dan Bu Yana Ülke Olarak Katettiğimiz Yol Bu Kadarcıkmış Demek Ki.."

Aynur Doğan'ın Kürtçe şarkı söylediği sırada protesto edilmesini ve o sahnedeyken üzerine minder ve pet şişe fırlatılmasını Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya'ya sorduk.

Yaşanan olayın Aynur Doğan şahsında Kürt halkının diline ve kimliğine yapılan bir saygısızlık olarak değerlendiren Gülten Kaya şu şekilde devam etti: "Ahmet Kaya'dan bu yana ülke olarak katettiğimiz yol bu kadarcıkmış demek ki... Hazin!"

'BU SAVAŞI SÜRDÜRENLER VATANSEVER Mİ?'

Tam da bu yok sayma, bir kültürün varlığına hürmet edememe, bunun nedenlerini hiç sorgulamadığımız için yan yana şarkılar dinleyemediğimizi ifade eden Kaya, "Bir yalancı tarihle bu ülke insanlarını birbirinin dilinden-kültüründen bu kadar uzaklaştıranlar, bu savaşı büyük bir iştahla sürdürenler mi vatansever şimdi Aslında bölenler bu 'muktedirler', birleştiren ise 'şarkılar' ve 'sanat'tır, ama ah o koca cahilliğimiz! Sürekli tersinden kurduk sebep-sonuç dengesini. Oysa; ölen evlatlarımızın acısı, benim içimde, kalbimde, şarkılar tüm dillerde söylendiğinde azalacak. Eğer yüzyıl boyunca biz özgürce Kürtçe şarkılar söyleyebilseydik-dinleyebilseydik, kaybettiğimiz evlatlarımız bu gün bu şarkılara eşlik ediyor olacaktı. Ahmet Kaya'dan bu yana ülke olarak katettiğimiz yol bu kadarcıkmış demek ki... Hazin!" şeklinde konuştu.

AKLIMDA KALAN ŞEY YANLIZLIK

Gülten Kaya, Ahmet Kaya'ya yönelik linç saldırısı döneminde neler yaşadığını şu şekilde anlattı: "Türkiye '90'ların sonunu yaşıyordu o sıralar. O yılları hatırlayalım; Ahmet Kaya'nın bir ödül töreninde ve aynı zamanda canlı yayında da verilen sözleri onu 'katli vacip' yapmıştı ne yazık ki ve biz çok yalnızdık. Medya pervasızca hakaret ediyor ve hedef gösteriyordu. Hatırlayalım, Hürriyet Gazetesi 'Vay Şerefsiz' diye sekiz sütuna manşet attı o sıralar. Kızlarımız küçüktü ve okulluydular, eve sürekli tehdit mektupları/telefonları geliyordu, ofisimiz kurşunlandı ve biz sokağa çıkamaz duruma geldik. Ahmet'in bu koşullarda can güvenliği bitmişti zaten. Bir gün yolda arabanın önüne çıkan bir grup 10. yıl marşı söylemeye başladı ve biz neye uğradığımızı şaşırdık. Ahmet Kaya medya marifetiyle tüm Türkiye'ye 'vatan haini ve bölücü' olarak lanse ediliyordu. Bir kez daha tekrarlamalıyım ki, çok ama çok yalnızdık, aklımda kalan en bariz şey de bu yalnızlık..."

HRANT GİBİ... GÜVERCİN TEDİRGİNLİĞİ...

Yaşanan linç saldırısının ardından sürgüne gitmek zorunda kalan ve orada hayatını kaybeden Ahmet Kaya'nın o dönemki ruh halini şu şekilde anlattı:

"Nasıl olabilir ki? Sonraları bunu en iyi Hrant ifade etmişti kendisi için, zira aynı ruh halini o da yaşadı. Güvercin tedirginliği! Ahmet nasıl bu kadar yalnız bırakıldığına inanamıyor ve en çok da bizler için, kızlarımız için, onlara zarar geleceği endişesiyle yaşıyordu. Koca bir halkın dili ve kültüründen söz etmek eğer böyle bir linçle kuşatılıyorsa, bu ülkede yol almak çok zor olacak diye üzüntü içindeydi sürekli. Tüm düzenimiz bozulmuş, o tedirginlikle özgürlüğü bitmiş, eve kapanmıştı. Çalışamıyor, üretemiyordu. Evin kapısında sürekli farklı araçlar, içinde farklı insanlarla park halinde duruyordu. Tam bir kıstırılmışlık duygusu. Bu arada gazetelerde ve TV'lerde müthiş pervasız haberler/yorumlar yapılıyordu hakkımızda. Çocukları bir süre uzak tuttuk bundan, ama baktık arkası kesilmiyor, onlarda izlemeye başladılar artık."

12 YIL GERİYE GÖTÜREN ACI

Aynur Doğan'ın uğradığı saldırıyı duyunca neler hissettiğini sorduğumuz Gülten Kaya şunları söyledi:
"Bu iki durum arasında benzerlik değilse de ortak yan var. Bu ortak yan da Kürtçe şarkı söylemek. Bu olayda beni 12 yıl geriye götüren bir acı tazelenmesi oldu. O ruh halini çok iyi tanıyorum ben. Bana iyi gelen tek şey o sırada Aynur'un yalnız bırakılmaması oldu. İşte tek ve çok önemli bulduğum şey bu. Zira, hem buna maruz kalıp hem de yalnız bırakıldığınızda daha ağır yaşıyorsunuz her şeyi. Bir yandan da aklı aydınlık insanların hızla buna tepki vermesi sevindirdi beni. Bu da yaşananlardan sonuç çıkarıldığı anlamına gelir ki bunu ciddi kazanç olarak görüyorum."

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.