Header Ads

KCK İstanbul Davası'nda Anadilde Savunmaya Ret


‘KCK’ İstanbul Ana Davasında ana dilde savunma talebi reddedildi. Aralarında Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayıncı yazar Ragıp Zarakolu’nun da bulunduğu 118’i tutuklu 205 Kürt siyasetçisinin yargılandığı davanın 4. duruşmasının 7. oturumu Silivri Ceza İnfaz Kurumu İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

İddianamenin okunmasının 24. celsede bitmesinin ardından, yargılananların Kürtçe beyanda bulunması için avukatlar tarafından Kürtçe tercüman getirildi.

Yoklamanın ardından başlayan duruşmada, Avukat Sinan Zincir söz alarak tüm sanıklar adına Mustafa Avcı’nın iddianameye ilişkin Kürtçe beyanda bulunmasını talep etti. Talebi değerlendirmek için duruşmaya on dakika ara veren mahkeme başkanı Ali Alçık, henüz sözlü savunmaya geçilmediği için ana dilde savunmanın usule uygun olmadığını söyleyerek talebi reddetti.

‘KCK ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERLE BENZER’
Daha sonra avukatların tahliye taleplerine geçildi. Tüm sanıklar adına talepte bulunan Avukat Kadir Tunç, iddianamede BDP Beyoğlu İlçesi’nde gerçekleşen bir toplantıda yapılan yeminden söz edildiğini, bu yeminin KCK değil, Demokratik Kent Konseyi yemini olduğunu söyledi.

Demokratik Kent Konseyi’nin yüzde 70’inin BDP’li olduğunun belirtildiğini söyleyen Tunç, “Tabii ki öyle olacak. BDP’nin kurmuş olduğu bir yapı” diye konuştu. Uluslararası sözleşmelerden örnekler veren Tunç, dosyada delil olarak sunulan KCK Sözleşmesi’nin birçok uluslararası sözleşmeyle benzerlik gösterdiğini, bu açıdan ne KCK sözleşmesinin ne de sanıkların talep ettiklerinin ve suç olarak nitelendirilen demokratik özerklik talebinin uç şeyler olmadığına vurgu yaptı.

‘TANIK İFADELERİ KCK’DEN ESKİ’
İddianamedeki diğer delillere değinen Tunç, gizli tanık Haydar’ın polisin işkence sopasına verdiği Haydar isminden yapılan bir gönderme olduğunu belirtti. Gizli tanık Haydar’ın Erkan Yanıt olduğunun ortaya çıktığını hatırlatan Tunç, gizli tanığın kardeşinin dağa gitmesi üzerine karakola gidip sorumlu gördüğü kişiler hakkında beyanda bulunduğunu bu tarihten sonra polisin her operasyon için gizli tanık Haydar’dan tanık beyanı aldığını kaydetti. Haydar’ın PKK ve KCK’nin üst yapılanmalarına ilişkin bu kadar bilgiye sahip olmasının imkansız olduğuna dikkat çeken Tunç, “İddianamede yer alan tanık ifadelerinin hepsi operasyon tarihinden önce. Tanık Bülent Dumlu’nun ifadesi 2008’de. Piraye Akare’nin ifadesi daha KCK ortada yokken 2001’de alınmış” diye ekledi.

‘TUTUKLULUĞA DELİL YOK’
Avukat Emine Şeker ise, siyaset akademilerindeki dersler nedeniyle tutuklu yargılanan Mülazım Özcan’ın iddianamede ders aldığı, ek klasörlerde ise ders verdiğinin belirtildiğine dikkat çekerek, “Özcan’ın siyaset akademisinde ne yaptığına dair bir bilgi yok. Akademinin listesinde ismi yok. Neden tutuklandığına ne biz ne de savcılık karar verebilmiş” dedi. Özcan’ın akademide sadece 45 dakikalık bir sunum yaptığını, sürekli olarak ders veren ya da alan bir kişi olmadığını ifade eden Şeker, “Siyaset akademisindeki dersler bana göre suç değil. Ama iddianamede suç sayılmış. Buna göre bile bu sunum tutuklanma nedeni olamaz” diye ekledi.

evrensel

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.