Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (9 Nisan 2013)




İngiltere Basını
Bu sabah İngiltere gazeteleri, neredeyse baştan başa dün ölen eski başbakan Margaret Thatcher ile dolu.
Thatcher ile ilgili özel ekler de veren gazeteler, eski başbakanın özel ve siyasi hayatının dönüm noktalarına ait fotoğraflara, ayrıntılı biyografilere ve Thatcher'ın geride bıraktığı mirası değerlendiren analizlere geniş yer ayırıyor.
Falklands Savaşı'ndan madenci sendikalarına karşı giriştiği mücadeleye, suikast girişiminden kıl payı kurtulduğu İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu IRA'ya karşı duruşundan, ekonomide devletin rolünü azaltan ve özelleştirme yanlısı yönetim anlayışını benimsemesine kadar Thatcher'ın yaşamının her noktası işleniyor gazetelerde.
Thatcher'ın mirasına dair değerlendirmeler, genelde ilgili gazetenin siyasi tutumu doğrultusunda yapılmış. Ama bütün yorumlarda ortaklaşa vurgulanan Thatcher'ın İngiltere, hatta dünya tarihine büyük bir damga vurduğu ve bunun etkilerinin hala hissedildiği.
Sol eğilimli Guardian 'ın başyazısında dikkat çeken satırlar şöyle;
"İçgüdü, eğilim ve uygulamada bir kutuplaştırıcıydı. Bireyciliği ve ulus devleti göklere çıkartıyordu ama toplulukları bir arada tutan bağlara yönelik pek bir şey hissetmiyordu. Sık sık olduğu gibi 'halkımız' hakkında konuşmalar yaptığında İngiltere halkını değil, kendisi gibi düşünen ve önyargılarını paylaşanları kast ediyordu. Düzensizlikten, gerilemeden ve kötü davranışlardan nefret ediyordu ama tüm bunları besleyen ve hala beslemekte olan sosyal ve kültürel kutuplaşma sürecini yöneten imparatoriçeydi. Müthiş önemli bir liderdi, bir çok yönden de çok büyük bir kadındı. Mezarının üzerinde dans edilmemeli ama devlet töreni olmaması da doğru. Mirası bölünme, bencillik, açgözlülük kültürü oldu ve bütün bunların toplamı, özgürleştirdiğinden çok daha fazla insan ruhunu zincirledi"
Siyasi yelpazenin sağında yer alan Times ve Daily Telegraph gibi gazetelerse övgülerle uğurluyor eski İngiltere Başbakanını. Örneğin Times , Thacther'ın İngiltere'nin kendine güvenini kaybettiği bir dönemde iktidara geldiğini ve iktidarındaki bütün büyük sorunlar karşısında doğru seçimleri yaptığını vurguluyor.
Independent 'ta İngiliz solunun Thathcer'ın ölümüne tepkileriyle ilgili haber dikkat çekiyor.
Gazete, İşçi Partili siyasetçilerin dikkatle yazılmış metinlerle yaptıkları açıklamalarla Thacther'ın ölümüne tepki gösterdiğini söylüyor.
Gazete, eski Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone'un 'Bugünkü barınma, bankacılık ve sosyal yardım krizlerini yaratan oydu. Bugünkü tüm büyük sorunlarımızın nedeni aslında temelde yanılıyor olmasıydı. " şeklindeki twitter mesajına yer veriyor.
Independent, Glasgow'da 300, 1981'deki sokak isyanlarının merkezi Londra'nın Brixton semtinde de 100 kişinin Thacther'ın ölümünü sokak partileriyle kutladığını belirtiyor.
Gazete ayrıca, bir sosyal medya gözlem şirketinin analizine göre, sosyal medyada Thatcher'ın ölümüyle ilgili her üç yorumdan birinin olumsuz olduğunu ifade ediyor.
Times'ın dünya haberleri sayfalarında, Yunanistan'da araştırmacıların Almanya'nın kendilerine onmilyarlarca Euro savaş tazminatı borcu olduğu sonucuna vardığını yazıyor.
Habere göre, uzmanların Maliye Bakanlığı için hazırladığı raporda, Yunanistan'ın ne kadar alacaklı olduğuna dair bugünün rakamlarıyla bir tahmin yapılmıyor. Ancak çalışmada, "Yunanistan ne savaş sırasında Almanya'ya vermeye zorlandığı krediler, ne de savaşta çektiği acı nedeniyle tazminat aldı" sonucuna varılıyor.
Times daha önceki hesaplamalara göre, Almanya'nın tazminat borcunun toplam 162 milyar Euro olduğunu ve Yunanistan'ın gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 80'i olan bu miktarın Atina'nın yakın vadeli borç sorunlarını çözeceğini vurguluyor.
Ancak gazete, Yunan yetkililerin bu aşamada çalışmayı Almanya'yla bir tazminat mücadelesinde kullanmakta isteksiz olduğunu da yazıyor.
Independent Çeçenistan lideri Ramazan Kadirov'un geçen hafta başkent Grozni'deki en yüksek bina yandığında, Youtube'a kendisiyle dalga geçen videolar koyan iki kişiyi tutuklattırdığını belirtiyor.
Söz konusu kişilerin ayrıca zorla yanan gökdelenin yeniden inşasında çalışacağı kaydediliyor.
Haberde Kadirov'un sosyal medyadaki mesajında, "Kötü niyetli sloganlar eşliğinde yanan binanın görüntülerini koyanlar, binanın yeniden yapımında faal rol oynayacak. Hatalarını kabul ettiler ve işten kaçmamaya söz verdiler" dediği belirtiliyor.
Times 'ta İngiltere'deki futbol hakemleri üzerinde yapılan bir araştırma dikkat çekiyor. Çünkü araştırma, hakemlerin 'hayali üstünlük duygularına sahip olduğu' ve kabiliyetlerine aşırı güven duydukları sonucuna varıyor.
Araştırmada, hakemlere bir dizi olumlu ve olumsuz karakter özelliklerini kullanarak kendilerini diğer hakemlerle kıyaslamaları isteniyor.
Sonuçlara göre, hemen hemen hepsi, kendilerinin 'maçlara daha hazırlıklı, daha kendine güvenli ve daha kararlı' olduklarını söylüyor.
Ayrıca diğer hakemlere kıyasla, baskıyla daha iyi başa çıkabildiklerini düşünüyorlar.
Northumbria Üniversitesi'ndeki araştırmayı yapan ekipten Dr. Melissa Anderson, kendi evinde oynamanın avantajları üzerine bir araştırma yaptığı sırada, hakemleri konu alan bu çalışmaya girişmeye karar verdiğini söylüyor.
Anderson, "Futbolcular da, teknik direktörler de kendi evinde oynamanın bazı avantajları olduğunu söylüyordu. Hakemlerse maçtaki tüm dış etkilerden muaf olduklarını düşünüyorlardı" diyor.
Anderson, aşırı kendine güvenin hakemlerin maruz kaldıkları baskıyla başa çıkmak için geliştirdikleri bir yöntem olabileceğini belirtiyor.
Anderson ayrıca benzer bir hayali üstünlük duygusunun, subaylarda ve polislerde görüldüğünü vurguluyor.


İspanya Basını
El Mundo: Nakil rahimle hamile
Doğuştan rahmi olmayan 21 yaşındaki Derya Sert hamile olabilir. Dünyada ilk defa bir kadavradan rahim nakli gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi doktorları, 31 Mart tarihinde genç kadına embriyo transferi gerçekleştirdi. Süreç henüz çok yeni ancak eğer bu yöntem başarılı olursa dünyada bir ilk gerçekleşecek.
Derya Sert’e rahim nakli gerçekleştiren Münire Erman Akar ve Ömer Özkan’ın başarıyla uyguladığı bu yöntem sayesinde doğuştan rahmi olmayan kadınların çocuk sahibi olması mümkün hale gelebilecek. Bu haber İspanya için oldukça önemli zira İspanya’da her beş bin kız çocuğundan birinin doğuştan rahmi yok. Çocuk sahibi olmalarının yolu ise evlat edinmekten ya da İspanya’da yasak olan taşıyıcı annelikten geçiyor. İspanyol doktorlar, Türkiye’de başarıyla uygulanan bu yöntemi kullanabilmek için gerekli incelemelere başladılar bile…

Yunanistan Basını
TaNea: Margaret Thatcher Lanet olası kadın
“Şu lanet olası kadın”… Parti içi tepkiler nedeniyle Başbakanlıktan ayrıldığı gün bakanlarından biri Margaret Thatcher'ı bu sözlerle tanımlamıştı. Bu sözler, Demir Leydi'nin aldığı büyük tepkinin bir kanıtıydı. Ölüm haberi de ülkesinde çelişkili duygulara neden oldu.
Kamu hayatından uzun yıllardır çekilen Margeret Thatcher dün 87 yaşında hayatını kaybetti. Meşhur incileri ve tayyörüyle anılan Thatcher, iktidarda olduğu süre boyunca uyguladığı sert neoliberal politikalar nedeniyle Demir Leydi ismini almıştı. Tüm tepkilere rağmen 11,5 yıl iktidarda kaldı. Ardındaysa bugün hala tartışılan bir ekonomik model bıraktı. Tüm İngiltereliler yas tutmuyor. Dün sosyal paylaşım sitesinde “Thatcher öldü, geri dönmeyecek” yazan sayfayı 200 binden fazla kişi beğendi. Parti yapanlar bile var. Bakkalın kızı Başbakan olmuştu. Adı bir ideoloji ile birlikte anılıyordu. Thatcher ölmüş olabilir ama Thatcherism ölmedi.

Fransa Basını
Le Figaro | Hollande: Hızlıca moral yükseltme
Cahuzac meselesi, Hollande’ın politikalarını kalbinden vurdu. Çünkü Hollande, “örnek” olmak için söz veriyordu.
Cumhurbaşkanı tüm haftasonu boyunca krizi yatıştıracak ülkeyi etkisi altına alan bu güven krizini yatıştıracak bir şeyler aradı.
Sonunda bulduğu yanıt ise siyasi yaşamın daha ahlaklı olması için geniş kapsamlı bir yasa çıkarılması bu yasayla vergi kaçıranlara ve şeffaf olmayanlara ağır yaptırımlar uygulanması.
Başbakan Jean-Marc Ayrault yeni yasa projesinden bahsederken “Siyasi temsilcilerin mal varlıkları hakkında tümden bir şeffaflık getirilmesini öngörüyoruz” diye konuştu.
Yasanın 24 Nisan’da parlamento üyelerine sunulması bekleniyor. 15 Nisan’a kadar da hükümet üyeleri mal varlıklarını açıklayacak.

Liberation: "Büyük kayıp"
2001’den bu yana kamuya açık bir yerde görünmeyen Margaret Thatcher, dün 87 yaşında vefat etti.
Thatcher görünmese de O’nun son derece karakteristik silueti İngiliz siyasetini her zaman derinden etkiledi. John Major’dan David Cameron’a kadar tüm başbakanlar Thatcher’la kıyaslanarak tarif edildi.
Thatcher son on yılını büyük bir sessizlik içinde geçirdi. Sözleriyle ülke siyasetinin otuz yılına damgasını vuran bir kadın için bu bir kapana kısılmak gibiydi.
Thatcher’ın siyasi felsefesi Birleşik Krallık tarihinin 20. yüzyıl sonlarında yoğunlaştı. Bu felsefenin içinde sonuna kadar özelleştirme, finansal piyasaların liberalleştirilmesi, endüstrinin kendi içindeki parçalarının yerinden sökülmesi, sendikaların ezilip geçilmesi aynı zamanda IRA’ya, Arjantin’e ve Avrupa’ya karşı uzlaşmaz bir tavır da vardı.
1979’dan 1990’a kadar Birleşik Krallık’ın başında olan ‘Demir Leydi’ ülkesini derinden değiştirdi. Ancak Thatcher’ın vahşice uyguladığı liberal doktrinlerin bedelini halk ödedi.

Almanya Basını
Kore Yarımadası'ndaki gerginlik, Margaret Thatcher'ın ölümü ve Almanya eski Cumhurbaşkanı Wulff hakkında Hannover Savcılığı'nın açmayı planladığı dava, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları.
Frankfurter Rundschau, Kore Yarımadası'ndaki gerginliği gidermenin yollarını irdeliyor:
"Hayır, şimdi diplomasinin atak zamanı gelmiştir. Gözdağı kulisi karşısında, uçak gemilerine, hayalet uçaklara ve nükleer başlıklarla donatılmış denizaltılara başvurulmadan önce, birçok müzakere imkânı bulunuyor. Kuzey Kore’nin öncelikle ciddiye alındığını hissetmesi gerekiyor. O nedenle ABD’nin gönlü razı olmasa da Pyönyang yönetimi ile doğrudan görüşmelere onay vermesi gerekiyor. Bunun yanında, Kuzey Kore’ye büyük zorluklar çıkaran BM yaptırımları da güven oluşturmak adına yumuşatılabilir."
Landeszeitung Lüneburg gazetesi ise yorum sütunlarında İngiltere'nin eski Başbakanı Margaret Thatcher'in ölümüne yer veriyor:
"Bu, bir politikacının ne kadar büyük olduğunu gösteren bir işarettir. Margaret Thatcher, İngiltere ve Batı’nın fikir dünyasını öyle bir alt üst etti ki, bunun sonuçları uzun bir süre daha hissedilecektir. 'Demir Leydi' 20’nci yüzyıla damgasını vurdu. O nedenle büyük bir politikacı ölmüştür. Namı iyi bir politikacı denilemez, çünkü yürüttüğü politikanın bilançosu müthiş yıkıcı oldu. Neoliberalizmin annesinin kendi ülkesine dayattığı ağır modernleştirme tedavisi, Avrupa’nın hasta adamını ancak kısa bir süreliğine idare etti. Deregülasyon ideolojisi, çağa biçim verdi. Zira bu ideoloji, sadece Anglosakson finanz sisteminin değil, aynı zamanda Batı’nın imajının kararmasına da yol açan dünya ekonomik krizinin patlak vermesine neden oldu."
Ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung ise Hannover Savcılığı'nın, eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff'a karşı açmayı planladığı davaya değiniyor. Zira Hannover Savcılığı, Aşağı Saksonya eyaleti başbakanı olarak görev yaptığı süre içinde Wulff'un Almanya’nın Sylt adasında geçirdiği tatilin masraflarını film yapımcısı David Groenewald’ın karşıladığı iddiasına ilişkin soruşturma yürütmüştü. Savcılık ve Wullf'un avukatları dün bir çözüm bulmak için masaya oturdular. Ancak görüşmeden somut bir sonuç çıkmadı.
"Savcılık, sanık Wulff'la ilgili soruşturmaların sonucuna dair bir dümen çevirmeye çalışıyor. Cezai iddialar neredeyse tamamen sırra kadem bastı, ancak savcılık bunu kabul etmeyi reddediyor. Wulff davasının sırf empati duyulduğu için değil, nedeni niçini sorgulanmadan, hukuki gerekçelerle durdurulması lazım. Ancak savcılık buna yanaşmıyor, dava açmamak için para istiyor. Wulff bunu kabul etmediği için de aleyhine dava açılacak. Bu hukuki bir süreç değil, inatçılık sürecidir."
Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi ise aynı konuyu, aşırı sağcı terör örgütü NSU hakkındaki dava çerçevesinde değerlendiriyor:
"Münih'teki mahkeme gibi Hannover savcıları da kendi sistem ve anlayışları uyarınca doğru bir tavır sergiliyor. Ancak bu söz konusu tutumun, olası tek tutum olduğu ya da eleştirilemeyeceği ve hukuki kriterlere uygunluğunun denetlenemeyeceği anlamına gelmiyor. Münih davasında Federal Anayasa Mahkemesi'nin de yaptığı tam olarak bu. Ancak sürekli tekrarlanan deneyimlerin ortaya koyduğu bir gerçek var. Adalet sisteminden siyaseti telafi edecek şekilde hakemlik yapmasını beklemek, onları düzenli olarak sabrının sınırına dayandırmaktan başka işe yaramaz."

(bbc türkçe/dw türkçe/trttürkhaberdar)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.