Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (3 Mayıs 2013)




İngiltere Basını
İngiliz basında Suriye'deki gelişmeler öne çıkarken Mali'deki kokain kaçaklığı da dikkat çeken haberlerden.
Independent gazetesi, Suriye’nin kuzey bölgelerinde etkinliğini artıran El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin ‘Şeriat mahkemeleri’ kurduğunu yazıyor.
Gazetenin Halep’ten bildiren muhabiri Anthony Loyd’un haberine göre, El Kaide’ye bağlılığını ilan eden Nusra Cephesi bölge halkının da her türlü ihtiyacını karşılıyor.
Gazeteye konuşan bir Suriyeli, “Eğer işinizin halledilmesini istiyorsanız El Nusra’ya gitmelisiniz. İşleri, adilce ve hızla yoluna koyuyorlar” diyor.
Nusra Cehpesi, adını vermek istemeyen bir Suriyeliye, dayalı döşeli bir apartman dairesi tahsis etmiş.
Independent’ın haberine göre, Aralık ayında gıda, elektrik ve su sıkıntıs çeken Halep’i yeniden inşa eden El Nusra bölge halkından da büyük destek görüyor.
El Nusra’nın bölgede kamu hizmetlerinden sorumlu yetkilisi Ebu Marea, gazeteye yaptığı açıklamada, “Suriye’de İslam devleti kurulamasından” yana olduğunu söylüyor.
Muhabir, El Nusra’nın Halep’te Ocak ayında kurduğu Şeriat mahkemelerinin, İslamcı muhaliflerin kontrolündeki bölgelerde kamu hizmetlerinden sorumlu büroyla da ortak hareket ettiğini aktarıyor.
Habere göre, Halep’te dört Şeriat mahkemesi var her bir mahkeme İslamcı Tugay’a bağlı bir komutan tarafından idare ediliyor.
Bu komutanlar da Özgür Suriye Ordusu’ndan ayrılmış ve Batı’nın desteklediği Suriye Ulusal Konseyi ile bağlantısı olmayan kişilerden seçiliyor.
Independent gazetesi, El Nusra’nın Irak’taki lideri Ebu Muhammed el Culani’nin El Kaide bağlantılı gruplarla birlikte Irak’ta katı Şeriat kuralları uyguladığını, grubun Suriye’deki kolunun ise, daha ‘esnek’ davrandığını yazıyor.
Buna göre, Suriye’deki El Nusra, daha idari bir yol izliyor, adil ve yurttaşlık temelli imkanları merkezinde tutuyor.
El Nusra cephesinin Suriye’de İslami bir devlet yaratma niyetinde olduğu belirtilen haber şöyle sonlanıyor:
“Eğer bir nebze de olsa bu başarılırsa, El Kaide ilk defa İsrail, Türkiye ve Irak sınırlarını kapsayan bir alana sahip olacak bu da bölge ve Batılı güvenlik yetkilileri için stratejik bir kabus olacak.”
Financial Times gazetesi ise, Suriyeli muhaliflerin para yardımlarının kesilmesiyle zora düştüğünü yazıyor.
Bazı zengin iş adamlarının Suriye’de isyanın çıktığı dönemlerde muhaliflere kendi kaynaklarından yardım yaptıklarını ancak muhaliflerin sayısının artmasıyla bu kaynağı kestikleri belirtiliyor.
Habere göre, ülkede çatışmaların tırmanmasıyla, muhaliflerin bireysel yardımlardan çok devlet destekli para kaynaklarına bağımlılıkları arttı.
Financial Times gazetesi geçen yıla kadar daha çok hafif silahlara sahip olan muhaliflerin artık helikopterlerle saldırı düzenlediklerini aktarıyor.
Gazeteye konuşan ve adını vermek istemeyen bir iş adamı, maliyetlerin artması nedeniyle, para yardımını kesmek zorunda kaldığını söylüyor.
Muhaliflere kaynak sağlayan ülkeler arasında Katar ve Suudi Arabistan’ın bulunduğu hatırlatılıyor.
Independent gazetesi Irak’taki çatışma ortamına ayırdığı iki tam sayfasına “Kanlı bir ay, daha da kanlı bir gelecek” başlığı atıyor.
Gazetenin deneyimli muhabiri Patrick Cockburn ’ün Erbil mahreçli haberinde, Şii Nuri el Maliki’nin liderliğindeki Irak’ın mezhepsel çatışma ortamına sürüklendiği yazıyor.
Iraklı liderlerin, ülkenin “Suriye’den daha beter bir iç savaşa sürüklenmesinden” endişe ettiklerini belirten muhabir, Bağdatlıların olası bir krize karşı pirinç, sebze ve çeşitli gıdalar stoklamaya başladıklarını kaydediyor.
Gazeteye konuşan üst düzey bir Iraklı politikacı da ülkedeki durumu şu sözlerle yorumluyor: “Irak’ın iç savaşa yaklaştığını söylemek doğru olmaz. Çünkü iç savaş zaten çoktan başladı.”
Yazar Cockburn’un aktardığı verilere göre, Irak’ta son bir ay içinde ölenlerin sayısı son 5 senede ölenlerden daha fazla.
Gazeteye konuşan bir Iraklı uzman, Sünni ve Şiilerin birbirlerinin bölgelerine girmekten çekindiğini dile getiriyor.
Independent yazarı Patrick Cockburn, Suriye ve Irak’taki gelişmeler arasında paralellik kuruyor.
Suriye’deki Sünni isyanın Irak’takileri de cesaretlendirdiği yorumunu yapan yazara göre, Iraklı Sünnilere güç kazandıran faktör, kendi ülkelerinde azınlık olmalarına rağmen bölgede genelinde çoğunluk oldukları gerçeği.
Haberde, Irak hükümetinin Kürtlerle de bağlarının zayıfladığı belirtiliyor.
Yazar, Irak ve Suriye’deki isyanların, yalnızca Irak değil bölge için de olumsuz sonuçlar doğuracağı yorumunu yapıyor.
Guardian gazetesi, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın ülke içinde destek kaybettiğine ilişkin bir habere geniş yer ayırmış.
“Fransa’nın cumhurbaşkanına aşkı azalıyor” başlıklı haberde, Fransız liderin son bir senesinin Sosyalistlerin tahminlerinden de daha kötü geçtiği yazıyor.
İşsizlik oranını düşürme, büyümeyi artırma, bütçe açığı ve Avrupa’daki kemer sıkma politikalarına karşı tutumu, Fransız liderin hayal kırıklığı yarattığı alanlar olarak gösteriliyor.
Gazetenin haberine göre, anketlerde Fransız lidere olan destek dörtte üç oranında düştü, solcu seçmenlerin de François Hollande’a güveni azaldı.
Guardian gazetesi, Hollande’ın destek kaybetmesini, ekonomik krize ve Fransız liderin ‘yumuşak tarzına’ bağlıyor.
Yine anketlere göre, Fransız halkı hükümetin ekonomi politikasıyla nereye varmak istediğini kestiremiyor veya planlarını bilerek halktan sakladığını düşünüyor.
François Hollande’ın yıl sonuna kadar düşürme vaadinde bulunduğu işsizlik oranları 1996’dan bu yana en yüksek seviye olan yüzde 10.6’ya kadar çıktı ve işsizlerin sayısı 3.2 milyonu buldu.
Guardian gazetesi özellikle işsiz sayısındaki artışın Fransız liderin destek kaybetmesinde büyük rol oynadığı yorumunu yapıyor.
Gazete başyazısını da Fransız lidere ayırmış. Fransa’nın geçen yıla göre daha bölünmüş bir ülke olduğu belirtilen yorum yazısında, Fransa’daki gidişatın Avrupa’nın geneline de doğrudan olumsuz etkisi olduğu belirtiliyor.
Guardian gazetesi, Sahra Çölü’nden Avrupa’ya uzanan kokain trafiğine ilişkin bir habere iç sayfalarında geniş yer ayırıyor.
Mali’nin Timbuktu kenti mahreçli haberde, kokain kaçakçılığı yapan Muhammed adlı bir Tuareg’in ifadelerine yer veriliyor.
Muhammed, önce sigara kaçakçılığı yapmış ve her bir kurye görevinden yaklaşık 130 sterlin kazanmış. Kokain kaçakçılığıyla da bu miktarı neredeyse yüze katlamış.
Guardian gazetesi, işsizlik oranın bir hayli yüksek olduğu Mali’de kaç gencin kaçakçılığa bulaştığının bilinmediğini belirtiyor ama kısa sürede çok para kazanmak için birçoklarının bu işe bulaştığını yazıyor.
Birleşmiş Milletler verilerini aktaran gazetenin haberine göre, her yıl yaklaşık 1 milyar 250 milyon dolar değerinde ve 18 ton ağırlığında kokain Batı Afrika’dan geçiyor.
Neredeyse yarısı da Kolombiya, Peru ve Bolivya’dan özel uçaklar, balıkçı ve yük gemileriyle Afrika’ya getiriliyor.
Guardian gazetesi, El Kaide’nin Afrika’da etkin olmasıyla beraber uyuşturucu trafiğinin bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyeceği yorumunu yapıyor.


Fransa Basını
Le Figaro: Afganistan: Taliban’ın elindeki Fransız rehinenin inanılmaz kaçışı
Pierre Borghi 27 Kasım 2012 akşamı, Kabil’de Afgan arkadaşının restoranında yemeğini yemişti. Önce Bangladeş, sonra Sudan’da insani yardım çalışmalarında bulunan Borghi, Afganistan’da altı ay kalacaktı.
Kabil’e görev süresinin başlangıcından on gün önce giden Borghi, foto-muhabirlik alanında da kendini denemek istiyordu. O akşam restoran çıkışında onu bekleyen şey ise 131 gün sürecek bir rehin hayatıydı.
Kaçırılmasının hemen ardından Kabil’deki Fransa Büyükelçiliği harekete geçti. Ancak Borghi’yle ilgili hiçbir bilgiye ulaşılamadı. Fransız makamları 29 yaşındaki genç adamın öldüğünü düşünmeye başlamıştı. Ta ki 23 Aralık akşamı, Borghi’yi kaçıranlarla ilk iletişim kurulana kadar…
7 Nisan günü ise tutulduğu evden kurtulan Borghi, “Ya ölürsün ya koşarsın” dediği kaçışın ardından özgürlüğüne kavuştu.

Almanya Basını
UEFA Şampiyonlar Ligi ve Avrupa Merkez Bankası'nın faiz oranını düşürmesi, Alman basınında öne çıkan konuları oluşturuyor.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde finalin adı Borussia Dortmund – Bayern Münih. Yarı final rövanş maçında Bayern Münih, Barcelona'yı deplasmanda 3-0 yenerek finale yükseldi ve diğer Alman temsilci Borussia Dortmund'un rakibi oldu. Frankfurter Allgemeine Zeitung, bu başarıyı, Almanya'da Bayern Münih futbol kulübünün başkanı Uli Hoeness'in adının karıştığı vergi skandalı bağlamında şöyle değerlendiriyor:
"Hoeneß, vergi kaçakçılığını, insanî bir zaaf, borsada kontrolü kaybetme diye örtbas etmeye çalıştı ama görevinden istifa etme olasılığını da tamamen dışlamadı. Tabii Dortmund finalinden önce değil. Burada ilginç olan, söylemindeki bir ayrıntıdır. Dortmundlular geçen son iki yılda şampiyon olduklarında, hırçın oyun tarzları ile Alman Birinci Futbol Ligi’ne yeni bir moda sözcüğü yerleştirmişlerdi. O da 'Hırs'tı. O günden bu yana herkes 'hırslı' bir oyun çıkarmaya çalışıyor, hatta Bayern Münih de öyle. Bu sözcük, Hoeneß skandalı ile gerçek anlamını geri kazanmış oldu. Bayern de, onu Şampiyonlar Ligi finaline favori olarak götüren sözüm ona tutumu ile yeni bir slogan sözcük buldu. Bu kez etik açıdan kusursuz: Bayern Münih Kulübü‘nün Yönetim Kurulu Başkanı Karl Heinz Rummenigge bir süre önce 'tevazu'dan bahsediyordu."
Stuttgarter Nachrichten gazetesinin Uli Hoeness'in adının karıştığı vergi skandalına dair yorumunda ise şu satırları okuyoruz:
"Sosyal Demokrat Parti, İsviçre ile Almanya arasındaki vergi anlaşmasına ilişkin, bazılarının zamanında blokaj olarak nitelendirdiği tutumunda haklı çıktığını artık düşünebilir. SPD'nin çabasıyla geçen yıl reddedilen yasa uygulamaya girseydi, diğer vergi kaçakçıları gibi Bayern Münih Futbol Kulübünün Başkanı Uli Hoeneß de para cezası ödeyerek parasını aklayacak, ancak adı anonim kalacaktı. Baden-Württemberg Eyaleti Maliye Bakanı Nils Schmid, 'Bu anlaşmayı onaylasaydık, birçok vergi kaçakçısı elimizden kaçacaktı' diye bayram ediyor. Lüksemburg ve Avusturya ile yapılacak anlaşmaların başarısız olması halinde, İsviçre üzerindeki baskının artmaya devam edeceği önceden görülebilecek bir gerçek. Muhtemelen Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble'nin Sosyal Demokrat Partili politkacılara, kendi planına karşı gelip de anlaşmayı reddettikleri için teşekkür etmesi gerekecek."
Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi ise UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde iki büyük Alman takımının karşılaşmasını şöyle değerlendiriyor:
"Almanların aklı başında tavırları ile, heyecandan yoksun Başbakanı veya Teknik Direktör Jupp Heynckes altında bile başarılı olabileceği ortaya çıktı. Fakat Kıbrıs’ta Hitler bıyıklı Merkel pankartları havaya kaldırılıyorsa bu, bir yanlış anlamadır. Sevgili Avrupalı komşular, Almanya’nın gücü, Nazi mirasına karşı mesafeli duruşla ortaya çıktı. Biz alçakgönüllü olmak, borç konusu dahil olmak üzere deneylere girişmemek, kimseye hükmetmemek, insanlara yardım etmek, saygı görmek ve hatta sevilmek istiyoruz. Biz sadece doğru olanı yapmak istedik, dayanıklı ürünler, biraz ihracat, biraz gündem, iyi bir futbol istedik. Ve bu şekilde bir numara olunabileceğini hiç hesaba katmamıştık."
Geçiyoruz Avrupa’da yankı bulan bir başka gelişmeye… Avrupa Merkez Bankası Euro Bölgesi’ndeki güdümlü faiz oranını, yüzde 0,5’e çekerek, rekor bir orana düşürdü. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Draghi, bu karara, ekonomik kriz ve enflasyon tehlikesinin düşüklüğünü gerekçe gösterdi. Basın turumuzu Berliner Zeitung’un konuya ilişki yorumu ile noktalıyoruz:
"Euro Bölgesi’ndeki bankaların sorunu pek de likidite eksikliği değil. Avrupa Merkez Bankası zaten çoktan bankalara, istedikleri miktarı veriyor. İşte şimdi de bu önlemin uygulanma süresini ve hiçbir bankanın likidite sıkıntısı nedeniyle batmama garantisini uzattı. Bankaların Avrupa Merkez Bankası’ndan para almaya devam edecekleri işin bir yönü. Diğer yönü ise bunu ödünç vermemesi. Zira Güney Avrupa’daki küçük ve orta ölçekli işletmeler ya hiç kredi alamıyor ya da bunun için çok yüksek faizler ödemek zorundalar."

Genel

International Herald Tribune: Mesaj göndermeye çalışan Fransa Yahoo anlaşmasını iptal etti
Fransa’nın en başarılı teknoloji yatırımlarından biri olan Dailymotion’ın Amerikalı Yahoo’ya satışı Fransız hükümeti tarafından engellendi. Anlaşmada tüm umutlar biterken girişimciler yabancı şirketlerin Fransa’ya yatırım yapmaktan uzak duracağını düşünüyorlar.
Cumhurbaşkanı François Hollande’ın yatırımları arttırma kampanyasına rağmen engelleme kararı alındı. Fransız hükümeti ABD ve İngiltere’de yatırımı arttırmak için reklam kampanyaları düzenliyor. Ancak hükümet yatırımların önüne engeller koymaya devam ediyor.
Satışı düşünülen Dailymotion ise Fransa teknoloji sektörü için büyük önem taşıyor. Paris’te bir apartman dairesinde kurulan video sitesinde devlete ait hisseler de bulunuyor.


(bbc türkçe/dw türkçe/trttürkhaberdar)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.