Header Ads

Avrupa Basınında Bugün (23 Ocak 2014)


İngiltere Basını
Daily Telegraph gazetesi Başbakan Erdoğan'ın dün Türkiye tarihinin yargıdaki en büyük temizlik hamlesine giriştiğini yazıyor.

Gazete, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik çabalarının bu süreçten yara aldığı uyarılarına rağmen, Recep Tayyip Erdoğan'ın atama ya da görevlerine son verme yoluyla üst düzey yargıç ve savcılara karşı başlattığı harekatı dün daha da yoğunlaştırdığını bildiriyor.

Daily Telegraph, 96 yargıç ve savcının görevlerinden alındığını ve başkent Ankara'da bugüne kadarkilerin üstüne 470 polis memurunun daha ya işten çıkarıldığını ya da atandığını belirtiyor.

Başbakan Erdoğan'ın dün Brüksel ziyaretinde Avrupa Birliği yetkilileriyle görüştüğünü yazan gazete, kendisine yargı ve emniyetteki görev değişikliklerinin yanısıra HSKY'yı hükümetin yetkisi altına almayı amaçlayan yasa tasarısı hakkında eleştirilerin iletildiğini bildiriyor.

Daily Telegraph, AB yetkililerinin Birliğe üyeliğin temel kriterlerinden biri olan hukukun üstünlüğü ilkesinin Türkiye'de yara almasından duydukları endişeyi aktardıklarını belirtiyor.

Başbakan Erdoğan'ın yargıya müdahalesinin en yakın çevresindeki siyasetçilere ve hatta oğluna kadar uzanan yolsuzluk soruşturmasına bir tepki niteliğinde olduğunu kaydeden Daily Telegraph, Tayyip Erdoğan'ın Gülen hareketinin kendisini devirmek için ''siyasi'' bir darbe düzenlediğine inandığını yazıyor.

Kiev 'yanıyor'
Daily Telegraph'ın ön sayfasında ise alevler içindeki Kiev'den bir fotoğraf var. Ukrayna'nın başkentindeki protestolardan gelen ilk ölüm haberleri diğer gazetelerin de geniş biçimde işlediği ortak dış konulardan biri.

Financial Times, haftalardır barışçıl biçimde süregiden hükümet karşıtı prostestolarda dün zırhlı polis birlikleri ile göstericiler arasında çıkan çatışmada beş kişinin ölmesinin krizi tehlikeli ve nasıl biteceğini kestirmesi zor yeni bir safhaya taşıdığını yazıyor.

Gazete, kimi siyasi analistlerin tırmanan gerginliğin Ukrayna'nın başkenti Kiev'de sokakları tam bir savaş alanına çeviren çatışmalara dönüşmesinden endişelerini dile getirdiklerini bildiriyor.

Financial Times'ın satırlarından verecek olursak Ukrayna'daki protestolar geçen Kasım ayında Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç'in Avrupa Birliği ile imzalaması beklenen ticari yakınlaşma anlaşmasına sırt çevirerek, ülkenin siyasi rotasını 15 milyar dolarlık ekonomik yardım eli uzatan Moskova'nın istikametine kırmasıyla başladı.

Gazete, Yanukoviç muhaliflerinin lideri -ve eski bir boks şampiyonu olan- Vitali Klitschko'nun derhal erken seçim ilan edilmesi çağrısını yinelediğini hatırlatıyor.

Financial Times, dünkü ölüm haberlerinin ülkede şok etkisi yarattığını, zira 2004 yılındaki 'Turuncu Devrim' gösterileri esnasında dahi Ukraynalıların barışçıl çözüm yolları izlemeye alışkın bir ulus olarak bilindiğini kaydediyor.

Montrö'de söz düellosu
Geçelim İsviçre'de dün başlayan ve Suriye'deki krize çözüm aranan barış konferansına. Independent, Cenevre 2 olarak anılan görüşmelerin bir ''söz düellosu'' ile başladığını yazıyor.

Gazetenin ifadesiyle Arap Baharı'nın en uzun zamandır süren ve en çok kan akıtılan krizindeki ana uzlaşmazlık konusu, Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın siyasi akıbeti.

Independent, Montrö'de açılan konferansın daha ilk gününden taraflar arasında sert ifadelerle geçtiğini ve Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile muhalif koalisyonun lideri Ahmed Cerba arasında karşılıklı katliam suçlamalarının uçuştuğunu kaydediyor.

Bunun yanısıra konferansa katılan diğer ilgili ülkelerin de sert ifadelerden nasibini aldığını yazan Independent, Dışişleri Bakanı Velid Muallim'in isyancılara destek verdikleri için kınadığı Körfez ülkelerinden ''çamur içinde yaşayan ilkel prens ve emirler'' diye bahsettiğini; Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ise ''Suriye'yi sırtından bıçaklayan komşu'' sıfatını uygun gördüğünü bildiriyor.

Almanya Basını
Lübecker Nachrichten gazetesi İsviçre'nin Montrö kentinde dün başlayan Cenevre-2 konferansıyla ilgili şu yorumu yapıyor:

“Ortak bir müzakere çerçevesi, ulaşılabilir asgari hedefler, tüm taraflara ortak çıkarlar ekseninde yeterli derecede baskı uygulayabilecek ve uygulamak isteyen, kısmen partiler üstü arabulucular… Amerikalı eski diplomat Dennis B. Ross, Montrö benzeri konferanslarda ileriye doğru bir adım atılabilmesi için gereken şartları böyle tarif ediyor. Ancak tüm bunlardan orada eser yok. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'in kötümserliği, maalesef makul olmanın da ötesine geçen bir anlam taşıyor.”

Ukrayna'da tansiyon giderek yükseliyor. Başkent Kiev'deki protesto gösterilerde 5 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Konu Alman basınında da geniş yer tutuyor. Mannheimer Morgen yorumunda Avrupa Birliği'nin Ukrayna konusunda çaresizlik içinde olduğunu vurguluyor:

“Kiev'deki dram elbette Avrupa Birliği'ni de dehşete düşürdü ama her şeyden önce acizliğini ortaya serdi. Avrupa Birliği muhtemel cezalarla tehditte bulunuyor ancak bu Kiev'i etkilemeyecektir zira rejim parayı ve doğalgazı Rusya'dan alıyor, Brüksel'den değil. Kiev Moskova'nın boyunduruğu altına girmiş durumda ve kendi halkına karşı bir savaş sürdürüyor. Hiç kuşkusuz Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in icazeti olmadan yapmıyor bunu.”

Ulm'de yayınlanan Südwest Presse Kiev'deki protesto gösterilerini Ukrayna'da bundan 10 yıl önce gerçekleşen ‘Turuncu Devrim' ile karşılaştırıyor:

“Şu an içinde bulunulan durum feci. Bunun yanında 2004 yılındaki ‘Turuncu Devrim' adeta bir sokak partisi gibi kalıyor. O zaman da şimdi ki gibi konu özgürlük ve vatandaşlık haklarıyla ilgiliydi ama Sovyetler Birliği sonrası dönemin elit iktidar zümresi o zamandan bu yana ürkütücü bir biçimde şekil değiştirmiş görünüyor. Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç bir kral havasında müzakereye hazır bir görünüm taslıyor. Ama maiyeti, savaşçılarının ateş ederek insanları öldürmesini alaycı tarzda sokakların temizlenmesi olarak kutluyor; ‘teröristleri' dondurucu soğuklarda serinletmek için uluslararası hukuka aykırı TOMA'ları sahaya sürüyor. Henüz Yanukoviç'in parlamento çoğunluğu ne bir olağanüstü hal ne de bir savaş hukuku yürürlüğe koydu. Tanklar da harekete geçirilmedi. Bu anda en feci olansa, yaşanacak en kötü durumun henüz yaşanmamış olması.”

Oldenburg'da yayımlanan Nordwest-Zeitung ise yorumunda ülkeden gelen görüntülerin bir iç savaşı andırdığını vurguluyor:

“Kiev'in buz gibi soğuğunda haftalarca süren protestoların ardından sinirler tükenmiş durumda. Eldeki veriler Viktor Yanukoviç'in Rus yanlısı hükümetinin sonunda ülkesi ve kendi güvenlik kuvvetleri üzerinde kontrolünü kaybettiğine işaret ediyor. Ama muhalefet cephesinin de bir planı yok. Sadece mevcut rejimin reddi üzerinde birleşiyor ve bu da ülkeyi krizden çıkarmaya yetmiyor. Her ne kadar eski dünya boks şampiyonu Vitali Kliçko protestolara yeni bir görünüm kazandırmış olsa da Ukraynalıların çoğunluğu tarafından taşınabilir bir gelecek perspektifi sunmuyor. Meydan'daki sahneler bir iç savaşı andırıyor. Barikatlar yanıyor, ölüler ve yaralılar var. Sonunda Ukrayna biri Rusya yanlısı diğeri Batı yanlısı olmak üzere iki parçaya bölünebilir.”

İspanya Basını
İspanyol gazetesi El Mundo Suriye sorunuyla ilgili yorumunda, çözümün İsviçre'de olmadığını vurguluyor:

“Suriye görüşmeleri daha kötü bir başlangıç yapamazdı. Konferansın açılışı, Suriye'de binlerce hükümet karşıtının işkenceye uğradığını gösteren fotoğrafların yayınlanmasıyla gölgelendi. Fotoğraflar tüm dünyayı sarstı. Beşar Esad rejimine karşı çok daha sert yaklaşılması gerekiyordu. Sorun, Suriye Devlet Başkanı'nın Moskova'nın koruması altında olmasından kaynaklanıyor. Savaşın sona erdirilmesini sağlayacak çözüm, İsviçre'de Birleşmiş Milletler'in himayesi altındaki konferansta değil. Ancak ABD ile Rusya'nın sağlayacağı bir mutabakat, çıkış yolu olabilir.”

İtalya Basını
İtalyan gazetesi La Repubblica aynı konuda İsviçre'deki Suriye barış görüşmelerinin manasız olduğunu belirtiyor:

“Şam'daki rejimin koruyucusu İran ve kendi aralarında savaşan İslamcı cihatçıların güvendiği aktörler olmadan Suriye'de barışı sağlamaya çalışmak, yumurta olmadan omlet yapmaya benziyor. İsviçre'de Birleşmiş Milletler himayesi altında, Montrö'de bir lüks otelde sahnelenen alıştırmanın açıkça manasız olmasının sebebi de bu. Burada hedef, Suriye'de kan dökülmesinin sona erdirilmesi ve hükümete bir geçiş hükümetinin sağlanması. Sadece Riyad ile Tahran arasında doğrudan yapılan, Batı ve Rusya tarafından kollanan ve İsrail tarafından engellenmeyen görüşmeler, süren katliamı sınırlandırabilir ve dünyanın en istikrarsız bölgesinin ufkunu aydınlatabilir.”

İsveç Basını
Stockholm'de yayımlanan İsveç gazetesi Dagens Nyheter Ukrayna'da Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in sınırı aştığını kaydediyor:

“Avrupa'nın oynayabileceği bir rol var. Yanukoviç bir sınırı aştı. Dün ilk kez Amerikan Dışişleri Bakanlığı Ukrayna liderine vize yaptırımları getirdi ve bunu başka tedbirlerin izleyeceğini duyurdu. Avrupa devlet ve hükümet başkanlarının da yapması gereken aynısı. Hedef, Ukrayna hükümetinin geçen hafta kabul edilen tartışmalı yasaları geri çekmesini, polisin şiddet içeren müdahalesine son vermesini, planlanan devlet başkanlığı seçimlerini erkene almasını sağlamak olmalı. Ukrayna Rusya değil, Ukrayna Belarus da değil, Avrupa ile yakın ilişkileri ve güçlü bağı olan bir ülke.”

Letonya Basını
Letonya'dan liberal Diena gazetesi Ukrayna'daki Batı yanlısı gösterileri şöyle yorumluyor:

“Ortada bir plan olduğu kuvvetle muhtemel: Eğer kan akarsa, İçişleri Bakanlığı birlikleri de kamu güvenliği adına protestoları büsbütün ve nihai olarak bitirebilecek. Belli ki siyasi yönetim iki ya da üç adım sonrasını düşünemiyor. Muhalefeti görmezden gelerek son günlerde bulundukları teşebbüslerle, o zamana kadar sakin ve iyi organize olmuş protestocuları bölmeyi başardılar. Bunun üzerine onlar da gizli protesto yöntemlerine başvurmaya başladılar. Bu da protestocuların nefret temelinde gelişen davranışlarını çok daha öngörülemez hale getirdi.”

(dw türkçe/bbc türkçe)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.